Gizem CENGİL- Ayşenur DEMİRTAŞ GÜL/ ANKARA, (DHA)- TBMM Genel Kurulu, muhalefet partilerinin, Gazze'deki insanlık dışı katliamı durdurmak ve insani yardımların ulaştırılmasının yolunu belirlemek için genel görüşme talebi üzerine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında olağanüstü toplandı.
CHP, DEM Parti, Yeni Yol Partisi, Yeniden Refah Partisi, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP) ve Demokrat Parti'den (DP) oluşan muhalefet partileri, Meclis'in Gazze'deki insanlık dışı katliamın durdurulması ve insani yardımların ulaştırılmasının yolunun belirlenmesi için TBMM Başkanlığı'na dilekçe sundu. Genel Kurul, muhalefet partilerinin talebi üzerine, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze'deki İsrail saldırıları, bölgede yaşanan kıtlık ve güncel duruma ilişkin Genel Kurul'u bilgilendirdi. Fidan'ın ardından siyasi parti gruplarına da söz verildi.
'KELİMELERİN YETERSİZ KALDIĞI BİR NOKTADAYIZ'
Açılış konuşmasını gerçekleştiren TBMM Başkanı Kurtulmuş, İsrail'in Filistin halkına karşı sürdürdüğü işgal, imha ve ilhak politikalarının son iki yıldır soykırım boyutlarını aştığını belirterek, "Esasında artık kelimelerin yetersiz kaldığı bir noktadayız. Siyonist İsrail'in yaptıklarının ne zulüm ne vahşet ne barbarlık ne katliam ne de soykırım sözcükleri tanımlamaya yeterli değildir. Şimdiye kadar büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olan 70 bine yakın insan katledilmiştir. Sivil altyapı kasıtlı şekilde hedef alınmış, okullar, ibadethaneler ve hastaneler alçakça bombalanmıştır. Daha birkaç gün önce Gazze'nin güneyindeki Nasır Hastanesi'ne yönelik saldırı vardı. Hastalar, sağlık çalışanları ve uluslararası basın mensupları dahil olmak üzere, onlarca masum insan dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Gazze'deki 36 hastaneden 33'ü ya tamamen yıkılmış ya çok ağır hasar almıştır. Yani fiilen Gazze'de sağlık hizmeti verilemez bir noktaya gelinmiştir. Açlık ve kıtlık aylardan beri masum insanlara karşı bir yok etme yöntemi olarak kullanılmaktadır. Öyle ki gıda yardım konvoyları bile Siyonist barbarlarca ölüm tuzaklarına dönüştürülmüştür. İsrail, Gazze'yi işgal harekatını genişletme kararı alarak, insanlık suçlarını sürdürmeye devam etmektedir. İsrail'in Gazze halkını bilerek ve isteyerek açlığa ve kıtlığa mahkum ettiği Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından da doğrulanmıştır" diye konuştu.
'GAZZE'NİN ACİLEN YENİDEN AYAĞA KALDIRILMASI SAĞLANMALIDIR'
İsrail'in ateşkesi kabul etmesi ve tüm silahlı birimlerini bölgeden çekmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Hazırlanan uluslararası insani yardım ve imar planları temelinde Gazze'nin acilen yeniden ayağa kaldırılması sağlanmalıdır. Bölgenin yönetimi Filistinlilere ait olmalı, güvenliği ise Birleşmiş Milletler Barış Gücü tarafından teminat altına alınmalıdır. Hatta geçtiğimiz günlerde, İrlanda Cumhurbaşkanı'nın da ifade ettiği şekilde, Gazze'de insani yardım şartlarının sağlanması amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından bir güç gönderilmesi ivedilikle sağlanmalıdır. Değerli milletvekilleri, İsrail'in barbarlığı bildiğiniz gibi sadece Gazze ile sınırlı değildir. Kudüs ile Batı Şeria'da silahlı güçleri ve yerleşimcileri vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddet, fütursuzca artırılmış toprak işgalini, yasa dışı yıkım ve yerleşim inşasını hızlandırmışlardır. Son olarak, oldukça hassas bir bölge olan E1 bölgesi olarak tanımlanan topraklarda da Kudüs'ün doğusunu Batı Şeria'dan ayırmayı amaçlayan yeni bir yasa dışı yerleşim yeri oluşturulma kararı, uluslararası camiada büyük bir infiale yol açmıştır. Diğer yandan İsrail parlamentosu da uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve İmar Ajansı'nın faaliyetlerini yasaklayan Gazze ve Batı Şeria'ya insani yardımların ulaşmasını engelleyen, Filistin topraklarına el koyan kanunları kabul etmekte, Filistin topraklarının ilhakı çağrısında bulunan kararlar almaktadır. İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir, savaş suçudur, soykırımdır. Soykırımcı Netanyahu çetesinin acımasız eylemlerine karşı dünyanın her köşesinde halkların tepkisi her geçen gün artmakta, büyümektedir" diye konuştu.
'İSRAİL'E VERİLEN DESTEK HER GEÇEN GÜN AZALMAKTADIR'
İsrail'e destek veren batılı ülke hükümetleri ve parlamentolarının dahi İsrail'e tepki göstermeye başladığını belirten Kurtulmuş, "Bazı batılı ülkeler, gelecek ay Filistin'i tanıma kararını almaya hazırlanmaktadır. Birçok Batılı ülke, İsrail'e karşı yetersiz de olsa yaptırım kararlarını almak üzeredir. Esasen, başta ülkemiz olmak üzere, Asya, Afrika ve Latin Amerika devletleri bu konuda öncü rol oynamaktadır. Dünya parlamentolarında İsrail'e daha etkin yaptırım uygulanması yönünde baskılar artmakta, sesler yükselmekte, hatta aksi tutumlar siyasi sorunlara dahi neden olmaktadır. Nitekim, bunun bir örneği olarak, Hollanda Dışişleri Bakanı ve partisinden yedi bakanın, Hollanda Parlamentosu'nun, İsrail'e ek yaptırım kararı almaması üzerine koalisyondan ayrılması, Hollanda'da siyasi bir krize yol açmıştır. ABD Kongresi'nde dahi, İsrail'in Gazze'de ateşkesi kabul etmesini ve insani yardımları engelleme politikasına son vermesini isteyen üyelerin sayısı artmaktadır. İsrail'e Amerikan kabuğuyla verilen destek de her geçen gün azalmaktadır. İsrail'in soykırım ve ilhak politikalarına karşı koymak ve insanlık cephesine destek olmak amacıyla, parlamenter alan dahil çok boyutlu ve çok yönlü çabalarımızı artırarak sürdürmek zorundayız. Soykırımcı Netanyahu ve çetesinin uluslararası daha fazla alanda, daha fazla tecrit edilmesi için elimizden gelen her türlü çabayı ortaya koymalıyız. Bu amaçla Gazi Meclisimizin attığı önemli adımlar olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi oy birliğiyle aldığı kararlarla İsrail'in katliamlarını ve bölgedeki saldırılarını güçlü şekilde defaetle kınamıştır" ifadelerini kullandı.
'YAŞANANLAR, TÜM İNSANLIĞIN VİCDANINI DERİNDEN YARALAMAKTADIR'
TBMM'de konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, geçen yıl Meclis'te yaptığı konuşmasında İsrail'in izlediği stratejinin yalnızca Gazze'yle sınırlı kalmayacağını, bölgede yayılacak bir ateş dalgası yaratacağını ifade ettiğini söyledi. Nüfus yoğunluklu bölgelerde planlanan askeri operasyonların yeni toplu katliamlara kapı araladığını belirten Fidan, "İsrail, iki devletli çözüm vizyonunu tümüyle ortadan kaldırmak için fırsat olarak kullanmaktadır. Ülkemizin de yoğun çalışmaları sayesinde BM Genel Kurulu, dünya kamuoyunun vicdanını yansıtan bazı kararlar alabildiyse de bunların bağlayıcı gücü olmaması, sahadaki durumu İsrail'in ve destekçilerinin insafına bırakmıştır. Neredeyse bütün dünya İsrail'i soykırımı nedeniyle yalnız bırakmıştır. Sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan ABD'nin kayıtsız şartsız desteğiyle, İsrail mevcut savaş suçlarına devam etmektedir. Şunu en baştan açıkça ifade etmek gerekiyor. Gazze'de yaşanan bu dramın arkasındaki asıl mesele, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin artık günümüz sınamalarına cevap vermemesidir. Yani iflas etmesidir. İşte biz buna uluslararası sistemin meşruiyet krizi diyoruz. Gazze'deki genel tablo son derece vahimdir. Türkiye olarak Filistin halkının hangi şekilde ve isim altında olursa olsun Gazze'den tehcirini öngören planlara karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun böyle bir plan bizim nezdimizde hükümsüzdür. Tüm süreç boyunca sizlerin de takip ettiği üzere kalıcı bir ateşkese ulaşılmasını teminen Katar ve Mısır ile temaslarımız devam etmekte ve Katar ve Mısır ara buluculuğunda müzakereler yürütülmekte" dedi.
'İSRAİL'İN DEVLET TERÖRÜ SÜRMEKTEDİR'
Esas meselenin Gazze'nin geleceği olduğunu ifade eden Fidan, "İsrail, Gazze'de meşru hiçbir Filistin yönetimi istememekte, bölgedeki işgal ve istilasını sürdürmektedir. Uluslararası kamuoyu, Birleşmiş Milletler ve yerel sivil toplum kuruluşlarının yardım dağıtımını üstlenmesi konusunda hemfikirdir. İsrail ise yardımların dağıtımını engelleyerek, binlerce Filistinli kardeşimizin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Açlığı silah olarak kullanma stratejisini benimsemiştir. İsrail'in süregelen ablukası sonucunda, Birleşmiş Milletler Gazze'de kıtlık felaketinin baş gösterdiğini ilan etmiştir. Bu bir doğal afet değildir, bu açlığı silah haline getiren kasıtlı ve zalim bir politikanın sonucudur. Amaç belli, Filistinlerin toplanacağı kampların dışındaki alanların moloz yığını hale getirilmesi, Filistinlilerin Gazze'den göç etmeleri için zorlayıcı bir ortam tesis edilmesi. İsrail mevcut savaş ve istikrarsızlık ortamından istifadeyle Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de saldırılarını artırmıştır. İsrail'in devlet terörü sürmektedir. İsrail ordusu korumasındaki yerleşimciler Filistin halkına, geçim kaynaklarına ve mülklerine saldırmaktadır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlar da devam etmektedir. Mescid-i Aksa'nın mekansal ve zamansal bölünmesine yönelik İsrail adımları kesintisiz sürmektedir. Özellikle İsrailli aşırıcı bakanlar, beraberlerinde yerleşimciler ve güvenlik güçleri eşliğinde, Mescid-i Aksa'nın kutsiyetini ve buradaki tarihi statükoyu ihlal etmeye devam etmektedirler" diye konuştu.
'SURİYE'NİN KADİM TOPLULUKLARININ İSTİSMAR EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ'
Son dönemde bazı ülkelerin Filistin'i tanıma kararı almasına misilleme olarak, Netanyahu hükümetinin yeni yasa dışı yerleşim projeleri, sahadaki saldırıları ve Filistin yönetimini mali iflasa sürükleyecek girişimlerinin artığını belirten Fidan, "Topyekun saldırılar altında olan Filistin, var olma mücadelesi vermektedir. İsrail, bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyerek kendi güvenliğini sağlayabileceği gibi bir yanılgı ve gaflet içindedir. Bunu kendisine bir politika edinmiştir. İlk günden bu yana uyarmaktayız; İsrail'in Gazze başta olmak üzere, Filistin'de pervasız saldırılarına devam etmesine izin verilirse, bu sadece Filistinlilerle kalmaz, bütün bölgeyi ateşe atar. Bu değerlendirmemizin gerçekleştiğini maalesef geçtiğimiz süreç içerisinde gördük. İsrail, Lübnan'a yönelik hava saldırılarını karasal işgale dönüştürdü ve Lübnan'ın güneyini işgal etti. Lübnan'da konuşlu Birleşmiş Milletler gücü UNIFIL'e saldırmaktan da çekinmeyen İsrail tüm uluslararası hukuk kurallarını hiçe saydı. Lübnan içindeki 5 noktada ise İsrail askeri mevcudiyeti devam ediyor. İsrail geçiş sürecindeki Suriye'ye yönelik saldırılarını ve Suriye içinde işgalci varlığını da sürdürmektedir. Bu doğrultuda, Golan Tepeleri'ndeki işgalini genişletmiş; Suriye topraklarının içine kadar girmiş, Şam'ı vuracak kadar cüretkar bir hezeyan içine girmiştir. İsrail, Suriye'deki hassas noktaları kaşıyarak, istikrarlı, güçlü, milli birlik ve beraberliğini sağlamış ve toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye istemediğini açıkça göstermiştir. Suriye'nin kadim ve değerli topluluklarının bu çarpık hedefler doğrultusunda istismar edilmesine asla izin vermeyeceğiz" dedi.
'TÜRKİYE'DEN DAHA İLERİ ADIM ATMIŞ BAŞKA ÜLKE YOK'
İsrail ve İran arasında devam eden gerilimin, tüm bölge için risk teşkil ettiğini vurgulayan Fidan, "İsrail'in yıl boyunca, Gazze, Lübnan, Yemen, Suriye ve İran'a gerçekleştirdiği saldırılar; uluslararası hukuku ve insani değerleri hiçe sayan, bölgesel istikrarı tehdit eden ve tüm coğrafyamızı kaosa sürükleyebilecek nitelikteki eylemlerdir. Bu pervasız tavır, devlet sorumluluğu taşımaktan uzak, uluslararası düzene meydan okuyan bir terör devleti zihniyetinin en açık göstergesidir. Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin kendi topraklarında var olma mücadelesini her zaman destekledik. İsrail'in zulmünü her daim uluslararası gündemin ön sıralarında tuttuk. Başından beri bu konudaki gayretlerimizi daha önce de defalarca ifade ettik iki ana kulvar etrafında sürdürdük. Birincisi, mevcut savaşın ve soykırımın, savaşın bir an önce Gazze'de durdurulması, insani yardımların hemen içeriye girmesi, ikinci kulvarımız ise buna paralel, iki devletli çözümün gündemde tutulması ve dünya geneline kabul edilmesi. Bu doğrultuda, fikirdaş ülkelerle birlikte uluslararası toplumu harekete geçirmek ve İsrail üzerinde baskı kurmak için sizlerin de şahit olduğu gibi yoğun çaba sarf ettik. Bu süreçte milletimizden aldığımız güç, attığımız kararlı adımlarda dayanak noktamız oldu. Filistin davası, ülkemizde tüm kesimlerin savunduğu öncelikli bir meseledir. Yaptırımlar bağlamında dünyada Türkiye'den daha ileri adım atmış şu anda başka bir ülke yok. Çok sayıda diplomatik, hukuki ve ticari tedbiri hayata geçirdik. İsrail'le ticaretimizi tamamen kestik, İsrail gemilerine limanlarımızı kapattık, Türk gemilerinin İsrail limanlarına gitmesine izin vermiyoruz. İsrail'le ticaretini tamamen kesen başka ülke, altını çiziyorum bulunmamaktadır. İsrail'e silah ile mühimmat taşıyan konteyner gemilerinin ülkemiz limanlarına girmesine, uçakların ise hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz. İlk günden itibaren, devletimizin imkan ve kabiliyetleri seferber edilerek, Gazze'ye kapsamlı insani yardımlar ulaştırılmıştır" ifadelerini kullandı.
'YARDIMLARIMIZ 100 BİN TONU GEÇMİŞTİR'
7 Ekim'den bu yana Türkiye'nin Gazze'ye ulaştırdığı ayni ve nakdi yardımlar bakımından en önde gelen ülkeler arasında olduğunu ifade eden Fidan, "Toplam yardımlarımız 100 bin tonu geçmiştir. Yardımlarımızın Gazze'ye ulaştırılmasında muazzam bir çaba gösteren AFAD ve Kızılay'a huzurlarınızda teşekkür ediyoruz. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na desteklerimiz çerçevesinde Gazze'nin bir yıllık ihtiyacını karşılayacak boyutta un yardımında bulunduk. Kızılay tarafından kurulan aşevleri her gün on binlerce kişiye sıcak yemek sağlamakta; AFAD'ın ve Kızılay'ın iş birliğiyle milyonlarca litre içme suyu halka ulaştırılmaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın desteğiyle yüzlerce Filistinli hasta ve refakatçi ülkemize tahliye edilmektedir. Diplomatik alanda da aynı şekilde ön saflardayız. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda küresel ve bölgesel düzeyde yürüttüğü diplomasiyle meseleyi tüm muhataplarıyla ele almıştır ve ele almaya devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl, hatırlayacaksınız, BM Genel Kurulu'nda Filistin üzerine yaptığı tarihi konuşma, insanlık vicdanını harekete geçiren bir manifesto niteliği taşımıştır. Türkiye olarak çok taraflı platformlarda sürdürdüğümüz yoğun diplomasi trafiğiyle farklı uluslararası yapılarda etkin bir rol üstlendik. Sayısız ziyaret, sayısız telefon görüşmeleri gerçekleştirdik" dedi.
'İSRAİL'İN SAHTE MEŞRUİYET ZEMİNİ ÇÖKTÜ'
İsrail'e silah transferinin durdurulmasının hayati öneminin belirgin hale geldiğini vurgulayan Fidan, "Bu çerçevede, İsrail'in savaş makinesini besleyen silah ve mühimmat tedarikinin durdurulması çağrısıyla, 52 ülkenin katılımıyla Birleşmiş Milletler nezdinde önemli bir uluslararası girişime imza attık. Tüm bu adımları atarken, devam eden ateşkes müzakerelerinde de gerek istihbarat diplomasisi gerek açık diplomasi olmak üzere önemli roller üstlendik. Taraflarla görüşmelerimizi sürdürerek, kalıcı barış yolunda bir an evvel ateşkesin tesis edilmesini kolaylaştıracak adımları atma gayreti içinde olduk. Gazze'deki acı tabloya rağmen, zulme karşı duruşumuz ve çabalarımız sayesinde, İsrail'e evvelce destek veren ülkeler dahi artık iki devletli çözüm fikrini benimsemeye başlamıştır. Öncülük ettiğimiz ve aktif olarak yer aldığımız bu girişimler, birçok ülkenin Filistin'i tanıma kararı almasında da önemli bir rol oynamıştır. Nitekim, İngiltere, Fransa, Kanada, Malta, Yeni Zelanda, Portekiz ve Avustralya'nın da aralarında bulunduğu ülkeler, Filistin devletini eylül ayında tanıma niyetlerini sizlerin de bildiği gibi duyurmuştur. Bu, Filistin meselesinde uluslararası diplomasi bakımından tarihi bir kırılmadır. Bu ülkelerin Gazze'deki insani felaketin artık son bulması taleplerini yüksek sesle dillendirmeye başlaması, geç kalınmış; fakat oldukça değerli bir adımdır. Kararlı diplomatik çabalarımızla, daha önce bu konuda net tavır alamayan ülkeleri dahi sürecin çok şükür paydaşları haline getirdik. Gayretlerimiz sayesinde, İsrail'in yıllardır zihinlerde inşa ettiği o sahte meşruiyet zemini artık çökmüş, kurduğu illüzyon perdesi nihayetinde inmiştir. Yaşanan vahşetin büyüklüğü karşısında maske düşmüş, Batı kamuoyları ilk kez gerçek bir vicdan muhasebesine mecbur kalmıştır" diye konuştu.
'İSRAİL'İN İŞLEDİĞİ SUÇLARIN CEZASIZ KALMAMASINA DA ÖNEM ATFEDİYORUZ'
Bugün itibarıyla, yaklaşık 150 ülkenin Filistin'i tanıdığını belirten Fidan, "İslam dünyasının yanı sıra, İspanya, İrlanda ve Slovenya gibi Avrupalı fikirdaş ülkelerle yakın temaslarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Üç gün önce Dublin'de AB Dönem Başkanlığı'nı devralacak İrlanda ile bu meseleleri etraflıca istişare ettik. İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi dönem başkanlığımız kapsamında, Filistin konusunu öne çıkardık. Dışişleri Bakanları Konseyi'ni 25 Ağustos'ta bildiğiniz gibi Cidde'de olağanüstü toplantıya çağırdık. Başkanlık ettiğimiz bu toplantıda, İslam dünyası olarak tek bir yürek halinde nasıl ortak bir duruş sergileyeceğimizi ve uluslararası toplumu nasıl acilen harekete geçirebileceğimizi detaylarıyla ele aldık. Şimdi önümüzdeki en büyük görev, Filistin'in tanınması yolunda oluşan bu tarihi ivmeyi sürdürmek ve daha da büyütmektedir. Diğer yandan, İsrail'in işlediği suçların cezasız kalmamasına da önem atfediyoruz. 8 Ağustos 2024 tarihinde, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olmak için başvuruda bulunduk. Ülkemiz, Uluslararası Adalet Divanı'nda Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından açılan soykırım davasına müdahil olan sadece 13 ülkeden biridir. İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki uygulamalarına dair istişari görüş sürecine de aktif olarak katıldık. İsrail'in BM ve diğer uluslararası kuruluşlara karşı hukuki sorumluluklarıyla ilgili sürece önemli katkılar sağladık" açıklamasında bulundu.
'BÜYÜK İSRAİL HAYALİ, FELAKET REÇETESİDİR'
İsrail'in nihai hedefinin Gazze'yi yaşanamaz hale getirmek olduğunu ifade eden Fidan, "Filistinlileri vatanlarından zorla söküp atmaktır. Son operasyon kararıyla birlikte, Kuzey Gazze'deki 1 milyon kişinin zorla güneye göç ettirilmesi, Gazzelilerin dar ve küçük bir bölgede sıkıştırılması ve nihayetinde bölgeden ayrılmalarının sağlanması hedeflenmektedir. Yasa dışı yerleşimcilerin daha şimdiden Gazze'deki topraklara yerleşmeye hazırlandığını görüyoruz. Batılı ülkelerde, İsrail'in soykırımına karşı büyüyen bir kamuoyu tepkisi bulunuyor. Artık hükümetler daha önce olduğu gibi bunu görmezden gelememektedir. İsrail uluslararası toplumda tecrit edilmeye başlamıştır. Bu tepkilerin daha da kolektif bir nitelik kazanması önem taşımaktadır. Bu çerçevede, İsrail'le ticaretin kesilmesi, İsrail'in BM Genel Kurul çalışmalarına katılımının tamamıyla askıya alınması, İsrail'e silah ve mühimmat sevkiyatının sona erdirilmesi, İsrail'in uluslararası toplumdan tecrit edilmesi konularında benzer düşünen ülkelerle beraber adımlar atmaya devam edeceğiz. Bütün diplomatik gayretlerimizi planlı ve sistemli şekilde bu çabalar etrafında yoğunlaştırıyoruz. İsrail, Filistin'de durdurulmaz, uluslararası hukuka riayet etmeyen tavrına devam ederse, bunun bölgesel ve küresel sonuçları olacağı açıktır. Bu nedenle, bölgemizde gerilimi düşürerek, barış çabalarını ilerletmek için önde gelen aktörlerle temaslarımızı sürdüreceğiz. Bizim asıl hedefimiz, bölgesel sorunlara bölgesel çözümler ilkesiyle hareket ederek, Orta Doğu'da barış ve istikrar havzası oluşturmaktır. Bölgemizde kimsenin burnunun kanamasını istemiyoruz. Maalesef İsrail, sınır tanımayan yayılmacılığı ile bu vizyonun önünde en büyük engel haline gelmiştir. Halbuki Gazze'de tesis edilecek bir ateşkes bölgedeki gerilimleri düşürecektir. Bu nedenle, buradan açıkça uyarıyoruz. Bugün karşımızda bölgeyi ateşe atmaya yemin etmiş bir İsrail var. 'Büyük İsrail' hayali, bölge için bir felaket reçetesidir. Netanyahu hükümeti dizginlenmediği takdirde, Orta Doğu huzur bulmayacaktır" dedi.
'NETANYAHU'YU KINAMAKLA YETİNMEK, ZULME ORTAK OLMAKTIR'
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gazze ve Filistin meselelerinin, diplomatik, siyasi, tarihi ve insani açıdan birçok katmana sahip bir mesele olduğunun altını çizerek, "Bugün dünyada pek az lider ve ülke dışında ki maalesef Türkiye bunlardan biri değildir Gazze meselesi ve İsrail ile ilgili olarak, neredeyse hiç kimsenin, gerçekten kapısının önünü süpürmediği bir dünya gerçekliğinde, İsrail'in ve Netanyahu'nun kınanmasının bir boş gösteren olduğunu haykırmak istiyorum. Çünkü tartışılmaz hakikat şudur; Netanyahu'yu sadece kınamakla yetinmek, onun zulmüne ortak olmaktır. Bugün, dünya siyasetinin, demokrasiden ve ortak vicdani değerlerden gün be gün uzaklaşan liderlik anlayışı, cam duvarlı saraylarda ikamet etmektedir. Bu camdan saraylar içerisinde, her bir lider, diğerini kollamaktadır. Bu sebepledir ki kimse Netanyahu'nun camına, o vicdan taşını atmamakta, atamamaktadır. Bu sebeple, milletlerin vicdanı en çok da Türk milletinin vicdanı o fanustan kurtulmadıkça, bu yaşanan katliamlar bitmeyecek, Gazze'nin, Filistin'in, Doğu Türkistan'ın, Kırım'ın, Türkmeneli'nin ve zulüm altında yaşayan nice milletin makus talihi değişmeyecektir. Kısaca, Gazze'de masum insanların hayatlarıyla bir oyuncak gibi oynayan Netanyahu'yu sadece kınamak, bu oyuna eşlik etmekten başka bir şey değildir" diye konuştu.
'TÜRKİYE, SOYKIRIMIN KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNU HAYKIRMAKTADIR'
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ise Filistin'de ve Gazze'de yaşanan insanlık dışı uygulamaların bugün artık sadece dünya kamuoyunda ve mahşeri vicdanlarda karşılık bulmakla kalmayıp, aynı zamanda İsrail müttefiki Batılı ülke yönetimlerince de yavaş yavaş dile getirilmekte olduğunu belirterek, "Ne Arap Ligi ne İslam İşbirliği Teşkilatı ve ne de diğer irili ufaklı uluslararası resmi kurum ve kuruluşlar bu nobran ve saldırgan tavrı durdurmaya yönelik yeterince etkin olamamaktadır. Üye sayısı yaklaşık 200'e yakın olan BM'in ve bağlı kuruluşlarının dahi İsrail'e karşı aldığı kararların uygulanması bir yana her türlü hizmet ve yardım sunmak üzere bölgede bulundurduğu personelini korumaktan dahi yoksun bir duruma düşmesi durumun vehametini ifade etmektedir. İşte bu nedenle kimsesizlerin kimsesi ve mazlumların sesi olma adına dünyanın 5'ten büyük olduğunu açıkça haykıran Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milleti ve onun yegane kurumsal temsilcisi Meclis'i ile tek ses ve tek yürek halinde bu soykırımın kabul edilemez olduğunu ve bir an önce son bulmasını yüksek sesle dünya kamuoyuna her platformda haykırmaktadır" diye konuştu.
'DÜNYANIN VE BÖLGEMİZİN KANAYAN YARALARINDAN BİRİ'
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de "Filistin sorunu dünyanın ve bölgemizin kanayan yaralarından biri. Son iki yılda bu sorun bambaşka bir boyut kazandı. Gazze'deki çocukların, kadınların, gençlerin, gıdaya ulaşamayan anne babaların, bir bütün olarak Gazze halkının acısını yüreğimizde yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)
FOTOĞRAFLI