Kübra SONKAYA/İSTANBUL, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Erdoğan, “Terör tehdidi, ülkemizde uzun yıllar siyaseti biçimlendirmek, siyasetçileri dar bir alana hapsetmek için bir sopa olarak kullanıldı. Terörsüz Türkiye çabalarında dün itibari ile artık yeni bir safhaya geçilmiştir. Önümüzde, bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarının yıkılması hedefine giden yolda tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Türkü ve Kürdü ile bu milletin hiçbir ferdi, geçmişte yaşandığı gibi ikircikli söylemler ve eylemlerle süreci çıkmaza sokan hiç kimseyi affetmeyecektir. Terörsüz Türkiye'nin kazananı, Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, muhalif ayırt etmeksizin, 85 milyonun tamamı olacak, milletimizin her bir ferdi olacaktır" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Kanal 7 Medya Grubu 30.Yıl Töreni'ne katıldı. Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile İstanbul Valisi Davut Gül ve çok sayıda davetli de yer aldı.
'28 ŞUBAT'IN ÜLKE EKONOMİSİNE MALİYETİ 380 MİLYON DOLARDIR'
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün 28'inci yıl dönümü olan 28 Şubat'ın eğitimden siyasete, medyadan iş dünyasına nasıl bir baskı, zorbalık ve zulüm düzeni tesis ettiğini o karanlık dönemleri yaşamayanlar tam manasıyla idrak edemiyor. Hatta özellikle 28 Şubat meselesi gündeme gelince CHP'li siyasetçilerin 'bitmedi şu mağduriyetiniz' diyecek kadar küstahlaştıklarına şahit oluyoruz. Evet, 28 Şubat mezaliminin başta demokrasimiz olmak üzere; Türkiye'nin sosyal ve siyasi hayatında açtığı derin yaralar halen tam olarak iyileşmedi. Abartıyorsunuz diyen vicdan yoksunlarına sadece buz dağının görünen kısmı olan şu rakamlara iyi bakmalarını tavsiye ediyorum. 28 Şubat döneminde kılık kıyafeti veya fişlemeler nedeniyle disiplin soruşturması geçiren öğretmen sayısı 33 bin 500 civarındadır. Bunlardan 11 binden fazlası ceza aldı, binlercesi istifa ettirildi. Diğer kurumlarda çalışan binlerce kamu görevlisi aynı şekilde tahkikata uğradı, sürgün yedi, istifaya zorlandı veya işinden atıldı. Emniyet birimleri suçlular yerine, İstanbul'un göbeğinde sarıklı, sakallı, cübbeli, çarşaflı vatandaşlarımızı kovalıyordu. Üniversite kapılarında kurulan, adına 'ikna odası' dedikleri psikolojik işkence odalarını, imam hatiplilerin üniversiteye gitmesini engellemek için devreye sokulan katsayı uygulamasını, bugün bile sanayi sektörümüze bedel ödeten meslek liselerine yönelik adaletsizlikleri, imam hatiplerin ortaokul kısmını kapatmak için getirilen 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasını ve daha burada saymaya kalksak saatler sürecek zulümleri, zorbalıkları, baskı ve yasakları bu ülke yaşadı, gördü. Çok acı biçimde tecrübe etti. 28 Şubat, sadece hak ve özgürlüklerde değil, ekonomide de çok büyük bir yıkıma sebep olmuştur. Bunların sorumlusu sensin CHP. Siz yaptığınız bunları. 28 Şubat postmodern darbesinin ülkemiz ekonomisine maliyeti nedir biliyor musunuz? 380 milyon dolardır. Millet fakirleşirken, dönemin darbe şakşakçısı kartel medyası ve elitist iş çevreleri, ucuz kredilerle daha da zenginleşmiştir. Gazete manşetleri ve televizyon ekranları üzerinden iltica geliyor furyasına benzin dökenlerin hepsi, 28 Şubat müdahalesinden ekonomik olarak büyük kazançlar sağlamıştır. Vesayete verdikleri desteğin karşılığını, ucuz kredi, teşvik, iltimas, imtiyaz olarak ziyadesiyle almışlardır" dedi.
'TEK TİPÇİ ANLAYIŞ DA MEVZİ KAYBETMİŞTİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın dönüşümüne değinerek, “Burada acı da olsa şu hakikatin hepimiz gayet farkındayız. Sayfasını, hesabını, köşesini ve kalemini ücreti mukabili kullanan gazeteci kılıklı kalemşörler dün olduğu gibi bugün de var. 25- 30 sene önce tek görevleri vesayet güçlerine sözcülük yapmak olanlar, şimdi de sabahtan akşama CHP'nin yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlüklerini, belediyeleri bir sarmaşık misali saran yağmacılığını aklamakla meşguller. Gazetecilik kurallarıymış, meslek ahlakıymış, dürüst davranmakmış, bunların hiçbiri umurlarında değil. Eskiden de hakikatin ve milli iradenin karşısındaydılar, şimdi de. Eskiden de belli merkezlere payandalık yapıyorlardı, bugün de parayı verenin düdüğünü öttürüyorlar. Devir değişti, fakat CHP iltisaklı basın kuruluşlarının misyonu ve zihniyeti değişmedi. Hatta üzülerek söylüyorum, üslup, seviye, kalite ve çizgisi açısından malum medya daha da trolleşti. Geçmişle günümüz arasındaki en büyük fark, bu vesayet aparatlarının merkez medyada artık köşe başlarını tutmuyor oluşudur. Türkiye'de vesayetin tüm form ve biçimleri geriledikçe tamamen ideolojik kılan dayanışmasıyla uzun yıllar basın yayın hayatımızı esir alan tek tipçi anlayış da mevzi kaybetmiştir. Ülkenin tirajı yüksek gazetelerinde halka hakaret eden, siyasetçisini tehdit eden, milletin inanç ve kültür değerlerini aşağılayan, kerameti kendinden menkul kalemşörlerin de devri, iktidarı zamanla sona ermiştir" diye konuştu.
'BİZ BUNA ÖTEKİSİZ TÜRKİYE DİYORUZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, baskıcı uygulamalara son verildiğinin altını çizerek, “Biz yapıcı eleştiriye, farklı fikirlere, aykırı görüşlere sonuna kadar açığız. Türkiye'nin gücüne güç katacak, ekonomide, siyasette, dış politikada, toplumsal barış ve huzur ortamına katkı verecek her türlü öneriyi dinleriz. Hatta kimden geldiğini umursamadan memnuniyetle karşılarız. Türkiye Yüzyılı'nın inşasında, her bir vatandaşımızın emeğine, gayretine ve desteğine ihtiyacımız olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. Ancak demokrasimize zarar veren, ekonomimize zarar veren, adalet değil imtiyaz peşinde koşan girişimlere de eyvallah etmeyiz. İktidar yolu açmak için neredeyse her 10 yılda bir işletilen darbe mekaniğini tamamen kırıp atmakta kararlıyız. Evlatlarımızı oligarşinin hiçbir biçiminin olmadığı, medyanın siyaseti dizayn aracı olarak kullanılmadığı, temel hak ve hürriyetlerin serbestçe yaşandığı, demokrasisi güçlü, pasaportu itibarlı, sözünün ağırlığı olan bir Türkiye ile mutlaka ama mutlaka buluşturacağız. Biz buna, 'Ötekisiz Türkiye' diyoruz. Kimsenin kendini öteki olarak hissetmediği, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir iklimi ülkemizde tesis ve tahkim etmek milletimize karşı asli görevimizdir. Son 22 yılda, demokrasi ve özgürlük hamleleriyle 28 Şubat döneminin ayrımcı, ötekileştirici, baskıcı uygulamalarına son verdik. Bırakın kamuoyunda rahatça konuşulmasını, neredeyse düşünülmesi dahi yasak olan birçok meseleyi çözüme kavuşturduk" ifadelerini kullandı.
'GÜVENLİK-ÖZGÜRLÜK DENGESİNİ DAİMA MUHAFAZA ETTİK'
Terörle mücadeleden söz eden Erdoğan, “Anayasa değişiklikleri, yargı reformları ve diğer hukuki düzenlemelerle siyaset kurumuna vesayet karşısında otonom bir alan kazandırdık. İlk dört madde ile işiniz ne diyorlar, bizim ilk dört maddeyle işimiz yok. Anayasamızda ilk dört madde şu anda neredeyse, biz de yanındayız, yolumuza da öyle devam ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle de, sivil siyasetin bu özerk alanını alabildiğince genişlettik. Önümüzdeki dönemde, büyük kongrelerimizde kamuoyuyla paylaştığımız kapsamlı reformları peyderpey hayata geçireceğiz. Sizin de bildiğiniz gibi, ülkemizi prangalarından kurtarma mücadelemizde, önümüze çıkan en büyük engellerden biri terör belasıydı. Türkiye'nin 40 yıllık terörle imtihanında çok ciddi zorluklarla karşılaştık. Terör sadece devletimizin bütünlüğünü ve milletimizin huzurunu değil, aynı zamanda demokrasimizi, ekonomimizi ve sivil siyaseti de hedef aldı. Terör tehdidi, ülkemizde uzun yıllar siyaseti biçimlendirmek, siyasetçileri dar bir alana hapsetmek için bir sopa olarak kullanıldı. Biz 22 seneyi aşan iktidarlarımız boyunca, bu tuzağa asla düşmedik. Güvenlik-özgürlük dengesini daima muhafaza ettik. Bu topraklardaki ezeli ve ebedi kardeşliğimize asla gölge düşürmedik, bilakis daha da güçlendirdik. Terör örgütünün bir dönem istismar aracı olarak kullandığı bahanelerin hemen hepsi ya ortadan kalktı ya çözüldü, ya da hal yoluna girdi" dedi.
'TERÖR DUVARININ YIKILMASI HEDEFİNE GİDEN YOLDA TARİHİ BİR ADIM ATMA FIRSATI VARDIR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin cesur inisiyatifi ile başlayan, bizim kararlı tutumumuzla ilerletilen terörsüz Türkiye çabalarında dün itibari ile artık yeni bir safhaya geçilmiştir. Önümüzde, bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarının yıkılması hedefine giden yolda tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Emperyalizmin bu coğrafyada iki asırdır sergilediği sinsi ve kirli oyunun bozulması, sadece ülkemizin ve vatandaşlarımızın değil, tüm bölgemizin kazanç hanesine yazılacaktır. Son dönemde iyice pervasızlaşan emperyalist niyetler, tüm dünyanın gözü önünde yaşanan insani trajediler, girilen yeni yolu daha anlamlı, çok daha önemli hale getirmiştir. Şurası bilinmelidir ki; Türkü ve Kürdü ile bu milletin hiçbir ferdi, geçmişte yaşandığı gibi ikircikli söylemler ve eylemlerle süreci çıkmaza sokan hiç kimseyi affetmeyecektir. Başlayan sürecin bütün unsurlarıyla yerine getirilip getirilmediğini ilgili kurumlarımız vasıtasıyla, titizlikle takip edeceğiz. Bu kritik dönemin sükunetle, serin kanlılıkla, sabırla ve elbette samimiyetle yürütülmesinin en isabetli yöntem olduğu kanaatindeyiz. Bin yıllık kardeşliğimizi zehirleyen bu sorunun, kalıcı, kati ve kesin olarak bitmesini istemeyenler, unutmayın, çıkacaktır. Dolayısıyla bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı en üst seviyede dikkat sergileyecek, gereken bütün tedbirleri alacağız. Burada şunun da altını çizerek belirtmek isterim; silah ve terör baskısı ortadan kalkınca doğal olarak siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir. Türkiye sadece emperyalizmin kanlı oyunlarını bozmakla kalmayacak, aynı zamanda ekonomik kalkınma ile dış ve iç politikadaki hedeflerine inşallah daha hızlı ulaşacaktır. Milletimiz müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. Terörsüz Türkiye'nin kazananı, Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, muhalif ayırt etmeksizin, 85 milyonun tamamı olacak, milletimizin her bir ferdi olacaktır" şeklinde konuştu. (DHA)